3 Haziran 2014 Salı

HAYATIMIN ÖZETİNİ ÇIKARTINCA;
NEDEN???
DİYE SORUYORUM ARTIK..!
GALİBA YAŞLANDIM DEMEK YERİNE YORULDUM'a SIĞINMAYI DA HALA TERCİH EDİYORUM.....  
UMUTLARIM..
ENERJİM vs vs DİBE VURUYOR ARADA BİR...
BELKİ MAJÖR & MİNÖR DEPRESYON FALANDIR ..Bilmiyorum...?
AMA!!
DÜŞÜNÜP ,SORGULUYORUM BAZEN...;

NEDEN,
ARTIK BU,AŞAĞIDA RESMİ OLAN EVE SAHİP OLAMAYACAĞIMI  ;
BAHÇESİNE BU ÇOK BEĞENDİĞİM MANGALI DA KOYUP,
NEDEN ??
ARKADAŞLARIMLA MANGAL PARTİSİ YAPAMAYACAĞIMI...

NEDEN??
TÜM BU BASİT İSTEKLERİMİ HAKEDEMEYEN BAŞARISIZ! BEŞ PARASIZ OLMASA DA,PARA KAYGISINI DÜZENLİ TAŞIDIĞIM BİR HAYATIM OLDUĞUNU...
İSTEDİĞİM HAYATA UYGUN YAŞAYABİLMEK YERİNE,
PARAMIN GÜCÜ ÖLÇÜSÜNDE BİR YAŞAMA SIKIŞMAK ve DÜZENLİ OLARAK!
'' - ÖFF ,BUGÜN,KİRA,
BUGÜN AİDAT,DİGİTÜRK,İNTERNET ,GSM..
BUGÜN TEDAŞ,ASKİ,
BUGÜN, KREDİ!
BUGÜN , X KREDİ KARTI
BUGÜN Y KREDİ KARTI ,Z..vs. vs.....
HATTA YETMEDİ!
BUGÜN;
DOZUNA DEVLETİN ! KARAR VERDİĞİ ve DR.un TEDAVİ İÇİN DOZUN YETMEDİĞİNİ SÖYLEYİP,YAŞAMDA KALAYIM DİYE ARTIRDIĞI DOZA,SAĞLIK GÜVENCEMİN KARŞILAMADIĞI! İLAÇ FARKLARININ, ECZACIMA ÖDEME GÜNÜ..!!!
vs . vs.
DİYEREK ! SIÇRAYIP UYANDIĞIMI! HER SABAHIN KAPISININ ASLEN BAŞKA BİR KABUSA AÇILDIĞINI ...SORGULUYORUM...!!!
EVET SORGULUYORUM DA,NE DEĞİŞİYOR SANKİ??
HER ŞEY BÜYÜYOR,GERİLİM HALİ DAHİL!! AMA;GELİRİM HEP AYNI!!!
HEP YETERSİZ...
BABAM BANA;
HAYATA DAİR,NE KADAR PARAM OLURSA OLSUN,GÜNÜ,HAFTAYI,HATTA YILLARA DAYANAN YAŞAMI PLANLAMAK İSTERSEM,
HEP
ÖNCE İHTİYAÇLAR-MUHTAÇLAR (Senden daha kötü durumdakiler)
SONRA;
İSTEKLER GELMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLERDİ...
SÖYLERDİ DE..
EH BE BABACIM,YORULDUĞUM,BUNALDIĞIMDA ,NE BOK YİYECEĞİMİ DE SÖYLEYEYDİN YA...
ÇÜNKÜ EN BÜYÜK TUTSAKLIĞIM ÖZGÜRLÜĞÜM DİYE BÜYÜYEN BEN!!
4 TARAFI SARILMIŞLIĞIN BIKKINLIĞINI YAŞIYORUM...
İHTİYAÇLAR&MUHTAÇLAR İLİŞKİSİNE ANCA YETİŞMEYE ÇALIŞIRKEN,İSTEKLER KİMLER İÇİN Kİ ? DİYE SORGULUYORUM...??
VE
BEN ve BENİM GİBİ MİLYONLARCA TÜRK İNSANINI BU HALE GETİRENLERE HAKKIMI DA HELAL ETMİYORUM...!!!
YAŞADIKLARIMIN BEDELİNİ BEN ÖDERİM ZATEN,
PEKİ YA
YAŞAYAMADIKLARIM????
ONLARI KİM ÖDEYECEK??
 — üzgün hissediyor.


30 Mayıs 2014 Cuma

BIKMADAN ve HEP SABIRLA HEDEFE ULAŞMAKTAN,
BU YOLDA GEREKEN HER ÇABAYI DÜRÜSTÇE DİRENEREK HARCAMAKTAN
 ASLA 
AMA ASLA
VAZMEÇMEYELİM...

ÇÜNKÜ;

DAHA BİTMEDİ...!!

Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:
"Oğlum" der, "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: "Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gider: Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu” der "benim semerlere iyi süs olur. Bundan "kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.
"Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilave eder. "Buna kaç lira istiyorsun?"
Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?"
"Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana satın. Dükkanımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönmeye başlar. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler..
Bilge hocasının yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar:
"Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci: "Çok şaşkınım efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık" diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir:
"Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında yüreğindeki güzelliği gören, varlığınla mutlu olan, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.
Mesele kuyumcuyu bulmaktır..... 

18 Mayıs 2014 Pazar

KÖLELEŞMENİN DOKUZ BELİRTİSİ (Secrets of FEDden alıntı)
1-Aslında hapiste olması gerektiğine inandığınız insanlara vergilerinizi ödüyorsanız.
2-Eğer parti tutuyor ve eşinizle dostunuzla tuttuğunuz partiler üzerinden tartışıyorsanız. Bu böl ve yönet sisteminin kontrol stratejisidir. Tüm partiler aynı sisteme dahildir.
3-Hayatınızı alın terinizi onu kazanmak için harcadığınız paranın aslında ne olduğunu nereden geldiğini nasıl basıldığını kimin hangi yetkiyle neye istinaden ne kadar bastığını, onlar bastıkça sizin fakirleştiğinizi gerçek dürüst paranın aslında istenildiği zaman basılamayan şey olduğunu, yani ağaçta mı yetişiyor bu dediğiniz şeyin para olamayacağını bilmiyorsanız. Servet biriktirilemeyen ve bu nedenle de aslında hayatınızı çalan, değeri düzenli olarak düşen, değeri eninde sonunda kendi bizatihi vücut bulduğu kağıt parçasının değerine yani sıfıra eşitlenmek zorunda olan şeyin para olamayacağını ancak sizi soymaya bankerleri devleti güçlendirmeye yarayan sistemin en önemli unsuru olduğunu bilmiyorsanız.
4-Devletin hiçbir karşılığı olmadan canının istediği zaman basabildiği ve aslında gerçek para olmaktan uzak olan ve aslında karşılıksız ve ihtiyaca göre serbestçe basabildiği için değeri düşeceği kesin olan ve değeri düştükçe de sizin alın terinizden de o oranda çalınacak olan kağıt parçasını kazanmak için mecburen nefret ettiğiniz işlerde ömrünüzü geçiriyorsanız.
4-Tüketim bazlı hayat tarzınızı banka kredileri ve kartla finanse ederek sürekli borçlanıyorsanız. Her kart kullandığınızda bankaların bilançolarında yarattığınız dijital rakamlarla, karşılıksız para sisteminin sizi daha da soymasına yol açıyorsanız. Karşılıksız para sisteminde borçlar sürekli artmak zorundadır ve paranın değeri sürekli düşmek zorundadır.
5-Arkadaşlarınızla TV Şovlarını, survivorları sohbet konusu yapıp konuşup tartışıyorsanız. TV Beyin kontrolü için en güçlü alet olup bu programlama işi özellikle çok cool, çok eğlenceli heyecanlı vs denilen programlar vasıtasıyla özellikle kabul görmesi arzulanan davranış biçimlerinin toplumlara benimsettirilmesi ve pekiştirilmesi ile yapılır. Öğretilen en belli başlı davranış biçimleri ise ; Egolar öne çıkarılır, seksüalite aşırılaştırılır, şiddet yüceltilir, düzmece otoriteye tam anlamıyla boyun eğdirilir.
6-Devletin özel hayatınızı takip edebilmesi telefonlarınızı dinleyebilmesi sizi rahatsız etmiyorsa.
7-Eğer silah sadece devlet de olup vatandaş silah taşıyamadığında kendinizi emniyette hissediyorsanız. Tüm suçlular ve devletteki suçlular ve devlet silah taşıyabiliyor iken sadece dürüst vatandaşların silah taşıyamaması sizi güvende hissettiriyorsa.
8-Hala haberleri genel akım medyadan öğreniyorsanız.
9-Tvdeki Spor veya aptalca programlarda olanlara içerisinde yaşadığınız çevrenize doğanıza neler olduğundan daha fazla endişeleniyorsanız.

17 Mayıs 2014 Cumartesi

Bekir COŞKUN 17 / 05 / 2014 SÖZCÜ

Ve Kraliçe Victoria’yı markete sakladılar…

“Olağan” dedi…
Yani normal…
Niye normalmiş derseniz, örnek verdi bize;
“1862 İngiltere…”
Orada da kömür ocağında kaza olduğuna, 204 madenci öldüğüne göre…
* * * * * *
1862’de başta; Kraliçe Victoria…
Kömür madeninde patlamayı duyunca “Gidiyoruz” dedi…
Herkes merak etti, ne yüzle?..
Bu oraya gitmekle kalmadı, çıktı bir de konuşma yaptı “Normal” dedi…
Hatta şerefli müşaviri o sırada dışarıda, yakını toprağın altında kalmış bir vatandaşı tekmeliyordu…
Yelpazesini sallarken “Yapma Henriiii…” diye seslendi Kraliçe Victoria…
* * * * * *
İçlerinde derin acılar hisseden İngilizler madende kalan yakınları için ağlaşıyorlardı…
O madenden çıkan kömürle saltanatını sürdürüp, madencilerin sömürülmesine göz yuman Kraliçe Victoria’yı görünce “yuh” diye bağırmaya başladılar…
Polis bağıranları tekmeleyip sürükleyerek götürdüyse de olmadı, şövalyeleri Kraliçe Victoria’yı kaçırıp bir süpermarkete soktular…
Oturdu…
* * * * *
Marketçi belli etmeden kasasını sakladı…
Kraliçe yelpazesinin ucu ile göstererek “Bunlar ne?” diye sosisleri sordu…
Marketçi “Patates” dedi…
* * * * *
Ortalık yatışınca Kraliçe Victoria kapının önünde toplananlara İncil’den bölümler okudu “İncil buyuruyor ki onlar Cennet’i hak etmişlerdir” dedi…
Bütün kiliselerde tören düzenleneceğini ekledi…
Ve “Papaza da söyledik, o da size bir sürü dua okuyacak” açıklamasını yaptı…
İngilizler sevindiler…
Sevinmeyen bir kişi vardı, zaten yakalayıp yumrukladı…
* * * * * *
Yıl 1862…
“Böyle şey olmamıştır” derseniz, “1862’de İngiltere’de de oldu”
dedi ya…
* * * * *
152 sene sonra…
İktidarını sürdürmesi için hanedana kömür sağlayan kuyulardan canım madencilerin siyah bedenlerini çıkarttılar…
Küçük bir not vardı, bir madencinin artık soğumuş avucunda…
Açıp okudular:
“Hakkını helal et oğlum…”
Yer; Soma…



14 Mayıs 2014 Çarşamba

ACININ KALBİNDE,
SİYASETİN YÜZÜ...


YA BAŞBAKAN'IN MİTİNGİNE GEL, YA DA YEMEK YOK, İŞ YOK
Özel o detayı şöyle anlattı:
"Sayın Başbakan Manisa'da Cumhuriyet Meydanı'na çıkar, der ki 'Somalı işçi kardeşlerim burada mı...' Askeri bir disiplinle 3 bin tane dizilmiş Somalı maden işçisi baretleri kaldırırlar. Neşesiz, mutsuz, heyecansız dimdik dururlar.
Çünkü bir gün önce onların yemek fişleri madende toplanmıştır. Ertesi gün miting alanı çıkışında geri dağıtılacaktır. Başbakan selamlanacak, çıkarken kimlik geri alınacaktır. Yevmiye işlemektedir, Başbakan için görev yapılmaktadır. Selamı çakarsın, çakmadıysan ertesi gün işinden olursun. İşinden olmayanlar madene inerler. Maden patlar, işçi ölür. Ölen ölür, kalan sağlar Recep Tayyip Erdoğan'a yetmektedir.(...)"

13 Mayıs 2014 Salı


SAHNE AYNI...
SENARYO FARKLI...
ACI AYNI ACI!!!
HALKIN ACISI...
HALKI YIKAN FACİA!!
HALKI YIKAN AFET!!!,
BU AYNI HÜKÜMET OLAN ADİLER!!
İNANAMIYORUM YAA!
İSYANIMI NASIL ANLATSAM,KİME ANLATSAM ÇÖZÜM OLUR Kİ??
...
BEN VE DAHA 9 AYLIK KÜÇÜCÜK OĞLUM...
DİBİMDE BANA EMANET,KORKU ve SOĞUKTAN,YAPRAK GİBİ TİTREYEN! , VAN VETERİNERLİK ÖĞRENCİSİ GURBET KUŞU ,ÜSTELİK ZATEN KANADI KIRIK KUZUM,ÖKSÜZ YAVRUM..
EYLÜL'ÜM...
ve
KOMŞULARIM...
Ve
SİTEMİZE SIĞINAN İNSANLAR!!
...
YIL 2011!!
VAN!!!
EKİM ...
ANTALYA ,DENİZE GİRERKEN,KIÇIMIZIN DONDUĞU,KARIN YAĞDIĞI..
KANIMIZI DONDURAN ...
SÜREKLİ SALLANDIĞIMIZ...
KORKUNUN BEKLEDİĞİ DAĞIN,GÖLÜN DİBİ...
VAN...
...
BİR KÜÇÜK TÜPÜN ISISIYLA DONMAMAYA UĞRAŞIRKEN !
VE
EVİMİN DİREĞİ OLAN BABA!!
BEYİN CERRAHI,
SERKAN ,
YIKILMAK ÜZERE OLDUĞU İÇİN BİNALAR, ÇADIRDA YARALI KURTARMAYA ÇALIŞIRKEN DE VAN DEPREMİ SIRASINDA BİZİM ACI ÇIĞLIKLARIMIZA RAĞMEN ,
PEMPEYE YAKIN TABLOLU,YALAN AÇIKLAMALAR YAPMIŞLARDI!!
HANİ BU AYNI HÜKÜMET OLAN ADİLER!!!
ÖLÜ SAYISI YALANDI...
YARALI A KEZA...
YARDIM VS VS GIRLA...
KÜLLİYEN YALAN TABLO!!!
...
GEÇTİ GİTTİ EVET AMA;
AHIM VAR!!
AFFETMİYORUM,HAKKIMI DA HELAL ETMİYORUM!!
HİÇBİR EKSİKLERİ YOK,TÜM DEPREM ZEDELERİMİZE ELİMİZİ UZATTIK DEMEÇLERİ VERİRLERKEN ,SICACIK KOLTUKLARINDAN!,TV EKRANLARINDA!!!
BİZİM BİLE KIÇIMIZ DONUYORDU SOĞUKTAN..
VARIN ,GERİSİNİ HAYAL EDİN!!
BİZLER YARIM EKMEK İÇİN ; 30 TL VERİYORDUK!!
HADİ VAR DI VERİYODUK!!
Bİ DE OLMAYANI DÜŞÜNÜN!!
YARDIM TIRLARINI GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE YAĞMALAYAN DAĞ EŞKİYASI KATİLLERİ !! ARABALARIMIZA VE BULDUĞUMUZ HER YERE SİNEREK,KORKUYLA İZLİYORDUK!!!
BU ADAMLAR DÜZENLENEN ALANLARDA,HERŞEY DÜZELİYOR,YARALARI SARIYORUZ ÇEKİMLERİ YAPARKEN...!! ;
BİZ YIKINTILARDAN GELEN ÖLÜ !! LERİMİZİN KAN KOKUSUNU SOLUYORDUK!!!
...
NASIL BİŞEYDİR ANLATILAMAZ...
HERKES ,YAŞADIĞINI BİLİR...
BAŞINA GELMEYENİN,BAZILARININ ,ANLATILMASI HOŞUNA GELİRMİŞ...
BU ADİLER İŞTE BU GRUPTAN ADAMLAR!!
...
BUGÜN,YENİ BİR FACİA YAŞIYOR ÜLKEM!!
EYY TAYYİP,,,
SEN VE YANDAŞLARIN
VE
YANDAŞ MEDYAN!!
SAYIYI BİLE, GENE !SAKLAYINCA!!

DAHA AZ ÇOCUK MU YETİM KALACAK?

DAHA AZ ANA MI AĞLAYACAK?

DAHA MI AZ OLACAK SAYISI DULLARIN?

DAHA AZ MI ACIYACAK BUNU YAŞAYANLARIN CANI??

NEDİR DERDİN?
AMACIN NE??
NASIL BİR YALANA SAKLAYACAKSIN YARIN BU GERÇEĞİ??

RABBİM BİLSİN YAA!!

SENİN OYUN İÇİN DE KULLANDIĞIN BU KÖMÜRÜN KARASI!!
TARİHE SENİN LEKEN OLARAK GEÇMEYECEK Mİ SANIRSIN?
???
DAHA BİTMEDİ BİLESİN!!
HERKESİ BÖYLE BASTIRIP SUSTURAMAZSIN...
...
DAHA BİTMEDİ!!
DAHA BİTMEDİ!!!
DAHA BİİİİİİTTTTTTMEDİİİİİİİİİİİ!!!




3 Mayıs 2014 Cumartesi

ANNE olmak...
....
Gençliğimde birisi bunu anlatsa ve ya hepimizin başına en az bir kez geldiğini tahmin ettiğim gibi, anne & babamız '' - evlat sahibi ol da ! o zaman görücem ben seni ! '' dese ;
Öff gene başladılar,sanki bana doğmak ister misin dediler de , şimdi gene eleştiri faslı başladı  ...derdim... 
....
Ama , bu döngü böyle bişeymiş gerçekten,ancak başına gelince anlıyorsun...
Büyüklerinden,yıllarca duyduklarını öffff diye diye dinliycek,sonra ancak,başına gelince anlayacaksın...Olayın keyfi bu...
DÜNYA bir sahne...Oyunculuk yeteneği çeşitlilik gösteren bişey tabii...
VEE
Büyüyünce,başına da gelince,
Evet yaa ,haklılarmış diyeceksin...
Komik olan sen de bunu çocuğuna anlatmak isteyecek ama anlatamayacaksın... 
....
Anneliğe dair;yorumlar,laflar,soru ve sorunlar öylesine çeşitlendirilebilir ki...
( Bu arada ,küçük bir not;Ben anne olduğum için annelik,lakin..,babalığı,babalar anlatmalı...  .... )
....
Çocuklarının her birinin yetişmesi
ve
yaşına uygun hayatı, önündeki sorunlar için endişe duymaktır annelik...
Hangi yaşta oldukları önemli değildir,sanırsın ki sensiz ayakta kalamazlar!...Sanrı , sanı işte..Adı üstünde... 
Oysa,bir insan olarak,senin de, ilk öğretin ayakta durmaktır.. 
Dolayısıyla,
Belini,boynunu,bedenini idare etmek,ayağının üstünde durmak,aslında Onun doğasında olup,Tanrı'dan gelendir de ,sen,ona ilk öğrettiğin sanırsın hani ...
Konuşmak,yürümek,koşmak,yüzme öğretme..Bisiklete binme..Arkadaş edinme şeklinde , şartlar ölçüsünde sürer gider bu çeşitlilik...
Yani, Annelik...
Okula emanet ettiğin ilk gün dökülen karşılıklı göz yaşını, birçokları yadırgar sonra...Anlamak için yaşamak gerekir zira.. 
Çeşitlilikler hayata dair akıp giderken,Yaradandan hep ilk duan olarak dilersin,çocuklarının,sağlık ve mutluluğunu...
Annelik işte...
....
Gün gelir de, SEN hastalanırsan eğer,
İşler biraz değişir...
Önce,çocuğun yaşı ölçüsüne göre,
hissetmesin,
duymasın,
bu durum, onun,
dersini..
İşini..
yaşamını..
Özellikle,Hayata dair direnç ve
Psikolojisini..
etkilemesin ! istersin...
Yani önce,çaktırmazsın,bilsin istemezsin...
Kademe kademe çoğalır bu durum da...
Sonra korksan da gerçeklerden,endişelerin boyut değiştirir...
Kızım daha ayağının üstünde değil Tanrım...
Oğlum daha çok küçücükk...
Bensiz yapamaz!..
O'na,ne denli iyi baksalar da bensiz,ANNESİZ KALMAK İÇİN ÇOK KÜÇÜK! dersin...
Tanrı'ya açılan elin ve yüreğin dilerken önce O'nların varlığını hedef alır...
Onlar için dersin... 
....
Şimdi,itiraf ...Belki de çeşitlilik örneği bilmiyorum...
Ben, hep ben de bir terslik hissetmişimdir zaten  ...
Böyle durumlarda göz yaşım,kendi acım ya da durumum içinse eğer, çocuklarımın endişesine sığınamam hiç ...
Salt,O'nların bensizliğini düşünüp,ağladığımı söyleyemem,direk yalan ve inkar olur ...
....
Çünkü, ben aslında ,
BEN VARSAM,benimle ilgili anlam çeşitlilikleri var diyen bir çeşidim...
'' Ben varsam var çünkü DÜNYA ''...
Hatta;
Evlat'ta ...Eş ve İş ve Hayata dair acı ya da Zevk de sadece ben varsam var,çünkü...Ben yoksam bensiz versiyonları devam ediyor, tek eksik benim yok oluşum olur...Mantığım bu..YAPACAK BİŞEY YOK... 
Gerçek şu bence;
Hayat ,duran bir şey değil Kİ..
Ben içindeyken güzel tabi,bir çok şey için,belki birçok kişi..? ama bensiz de akabilen bir döngü BU ANASINI SATİİM...
O halde,önce kendim için ,
sevdiğim şeyler ,değer verdiğim insanlarla ,HAYAT denen döngüyü daha çok yaşayabilmek için,
ANNE olabilmeyi sürdürebilmek için,
ÇOCUKLARIMA KOL - KANAT , GEREĞİNDE SİPER OLABİLMEYE DEVAM EDEBİLMEK İÇİN...
Aldığım anlamı uzuun süre çoğaltarak yaşayabilmek için ...,
'' Dünyanın en önemli adamı ''ben olurum ,hastayken...
Acındırık sahnelerden se, keyif noktası bulup,bir an evvel iyileşmek ,benim için anlamlı değerlerle soluk almaya devam etmek ilk hedefim olur ...
Tabi ki ,bunun adı bencillik gibi görünse de aslen bana göre,bir an önce ,en az zararla hastalığı atlatıp ayaklanmak...Şaşkın duygusallıklara vakit ayırmaktansa,hastalığın bile korkusunu atıp,tadını çıkartmak,iyi yönlerini bulmak ve bedenimle savaşırken,EN KIYMETLİM; ÇOCUKLARIMA,sarılıp,Tanrı'ma SIĞINMAK...
.....
Sonuç ve anlam şu bence ANNE olmakta;

TANRI'M HİÇ BİR ANAYI EVLAT YOKLUĞUYLA SINAMASIN...
.....
Bir süredir GATA'da her gün önünden geçtiğim ,beni ,her okuduğumda ,diken diken eden 2 afiş var..Birini aşağıda paylaştım zaten...
Diğerinde şu var; Bir Mehmetçik fotoğrafı..Flu bir Cenaze töreni karesi..Üzerinde şöyle bir yazı ;
'' ŞEHİDİM,EMANETİN,ŞEREFİMDİR..''....
.......
Hani dedim ya,hiçbir ANA'yı evlatla sınamasın diye,hele de evlat kaybıyla sınamışsa TANRI'm;
SINADIĞI ANALARA DAYANMA GÜCÜ,TUTUNACAK SEBEP VE SABIR NASİP ETSİN...
GERİSİ HİKAYE ARKADAŞLAR...
VE
TABİİ AYRINTI...
...
MUTLU ve GÜÇLÜ GÜNLER HERKESE....

UNUTMAYALIM, BU SOLUK, BİR KERELİK BİR ŞANS....
HAKKINI VERELİM AMA
TADINI ÇIKARTARAK....

....
ANNELER GÜNÜ ÖNCESİ;
İYİ EĞLENCELER TÜM ANNELERE....

GÜNÜ FALAN GEÇİN..ANNELİĞİNİZ,KUTLU OLSUN....
....
SEVGİLER....